|
e-grubumuza katılarak bilgi paylaşımına davet ediyoruz. üyelik bedava.
Aşağıdaki kutucuğa kullandığınız e-posta adresinizi yazıp ENTER tuşuna tıkladıktan sonra "GELEN KUTUSUNU" kontrol ediniz.Uyeliğinizin sizin tarafınızdan yapıldığını onaylama anlamına gelen bir ETKİNLEŞTİRME postası alacaksınız.Uzun ve mavi link üzerine tıklayın açılacak sayfanın en altındaki
As an alternate option, you may join the mailing list instead
yazan yere tıklayın Yahoo Groups sayfası acılacak boş kutuya usulen bir cümle ile kendinizden bahsettikten sonra Continue düğmesine tıkladığınızda kaydınızı tamamlamış olacaksınız.
SERBEST KÜRSÜ - KonuşuYORUM
Sevgili öğrenciler bundan sonra İnsan Hakları ve Demokrasi Kulübümüzün aldığı karar sonucu herhangi bir kimseyi hedef almaması koşulu ile 40 satırı aşmayan yazılarınız haftada bir kez burada yayınlanacaktır.
Karşılaştığınız sorunları ve çözüm önerilerinizi yada merak ettiğiniz noktaları öğretmen ve arkadaşlarınızla paylaşabileceğiniz bir platform olarak burayı size ayırdık.Kısa kısa yazılmış sevimli yazılarınızı bekliyoruz.
OKUL İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ KULÜBÜ
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
M.Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
DAPHNE (Harbiye) EFSANESİ
Zeus'un oğlu Işık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız görür. Bu eşsiz güzelin adı Defne'dir. Apollon'un içinde arzular uyandırır. Onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Işık Tanrısı'nın içinden geçenleri anlamıştır. Kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar. Çapkın Tanrı bir taraftan kaçma seni seviyorum diye bağırır. Defne ise Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder. Apollon'a gelince, bu güzel periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir ki Defne, Apollon'un sıcak nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır:
-"Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru".
Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığını hisseder. Olgun göğsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar, bir defne ağacı oluverir.
Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Defne'nin ağaç oluşunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir:
-"Defne, bundan sonra sen, Apollon'un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. Şarkılarda, şiirlerde adımız yanyana geçecek".
Bu tatlı sözler üzerine Defne, dallarını eğerek Apollon'u saygı ile selamlar.
İşte bu öykünün geçtiği yer bugünkü Harbiye'dir.
Apollon teessür ve heyecan içinde o ağacı amblem olarak aldı ve parlak yapraklarından başına bir taç yaptı. İşte o zamandan beri şiir ve silah zaferi Defne dalı ile ödüllendirilir ve Defne'nin gözyaşları bugün hala Harbiye'de şelaleler meydana getiriyor.
|