|
ÖĞRETMEN, ÖĞRENCİ VE VELİ İLİŞKİLERİ
ÖĞRENCİLERİN DEVAM-DEVAMSIZLIĞI
Öğrenciye, öğrencilik sıfatı kazandıran herhangi bir okula kayıtlı bulunmasıdır. Bir öğrenci kayıtlı bulunduğu okula devam etmemesi durumunda, öğrenci yürürlükte olan mevzuat esaslarına göre devamsızlıktan sınıfta kalır. Bu da gösteriyor ki öğrencinin okula kayıtlı bulunması değil, kayıtlı bulunduğu okula devam etmesi esastır.
Öğrencinin okula devamı, her yönden gelişimini olumlu yönde etkileyen bir unsurdur. Bu durumun kendisine neler kazandıracağı, aksine hareket ettiğinde ise kayıplarının neler olacağı çeşitli ortamlarda açıklanmalı ve öğrencinin gençlik psikolojisi içerisinde bu hususta bilinçlenmesine önem verilmelidir. Ayrıca ilgili mevzuat gereğince öğrencilere tanınan devamsızlık süresinin müktesep hak olmadığı ancak zorunlu sebepler karşısında bu imkanlardan faydalanması gerektiği bilinci veli ve öğrenciye verilmelidir.
Devamsızlık Sebepleri Ve Sonuçları
Okullarımızda devamsızlık sebepleri incelendiğinde;
* Okul ile ilgili sebepler,
* Aile ile ilgili sebepler,
* Çevre ile ilgili sebepler,
* Öğrencinin kendisi ile ilgili sebepler
olduğu tespit edilmektedir.
Her öğrenci aynı derecede okula ve okumaya ilgi duymayabilir. Yeterince ilgi duymayan öğrenciler çabuk yılgınlığa düşerek kendi kafalarında mazeretler üretmektedirler. Böyle öğrencilere okulun uzaklığı, görüntüsü, sosyal tesisleri, öğretmenlerin ve idarecilerin tavırları, toplum kuralları ve şeyler başlı başına birer mazeret teşkil edebilir. Ailenin ekonomik ve kültürel durumu, okul aile diyalogunun sağlam temellere dayanmaması devamsızlık sebeplerini oluşturan etkenlerden sayılabilir.
Aile içindeki olumsuzluklar öğrencileri başarısızlığa sevk edebilir. Bu durum öğrencinin pek çok etkinliğine yansıyabilir. Dış çevreden gelen olumsuz etkilerin (Arkadaş guruplarının okul dışındaki eğlence merakı alkol, sigara, hatta uyuşturucu tehlikesi, ulaşım problemi, iklim şartları da olumsuz etkilerden sayılabilir. ) okula devam arzusunu engellemesi söz konusu olabilir.
Limiti aşmayan devamsızlıklar her ne kadar masum bir davranış gibi görünse de, ileriye yönelik düşününce alışkanlık boyutunda olumsuz bir davranış gelişmektedir. Bu tür davranışlar sınıftaki ahengi bozduğu gibi kontrolsüz kalan öğrenci okul dışında yanlış yerlere ve yollara yönelebilmektedir.
Okuldaki başarı devamsızlığa paralel olarak düşmekte, hem aile, hem de okul tarafından harcanan zaman, emek ve kaynak yeterli sonuç vermemektedir.
Ayrıca öğrenci üzerinde ileriye yönelik olarak, kuralları hafife alma, kendine güvensizlik, yalan söyleme, sözünde durmama gibi kişilik bozukluklarına da yol açmaktadır.
Devamsızlığa Karşı Alınacak Önlemler
Okullarımızda öğrencilerin devamsızlık sebepleri belirtildikten sonra, devamsızlık problemlerini çözebilmek için anayasamızın 58. Maddesinde belirtildiği gibi “Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri alır. ” Hükmüne göre devamsızlık sebeplerini bir bütün olarak düşünüp ele alarak;
1. Öğrencilere kazandırılacak bilgi ve becerilerin, kazandırılması düşünülen iyi alışkanlıkların davranış haline gelebilmesi için derslik, laboratuar, işlik, kitaplık, atölye, oyun alanı gibi bölümlerin yeterli araç ve gereçlerle donatılmalı, öğrencilerin mutlaka faydalanmaları sağlanmalıdır.
2. Öğrenciye ihtiyaç nispetinde gerektiği zaman sevgi, saygı, şefkat ve alaka gösterilmelidir.
3. Öğrencilerin hatalı davranışları sebep-sonuç ilişkileri gösterilerek ikna edilmeli, eğitimde tatbik edilecek mükafat ve cezalar gerektiği kadar, geciktirmeden uygulanmalıdır.
4. Öğrencilerin olumlu ve başarılı davranışlarına dikkat çekilerek ödüllendirici bir yaklaşım içine girilmeli, sorumluluk verilmeli ve böylece öğrencideki kendine güven duygusu geliştirilmelidir.
5. Öğrencilere yeteri kadar eğlenme, oyun hakkı tanınmalı, iyi arkadaş edinilmesine yardımcı olunmalıdır.
6. Kendi inisiyatifleri ile hareket etme imkanı verilmeli, korku ve endişesiz bir ruh hali geliştirilmeli, baskı ve aşırı denetim altında tutulmamalı, kişiliğini geliştirmesine yardım edilmelidir.
7. Öğrencinin sorduğu sorular cevaplandırılmalı, susturularak öğrenme merakı köreltilmemelidir.
8. Araştırma ve tenkit alışkanlığı kazandırmalıdır.
9. Ders yılı boyunca öğrencilerin okul içi ve okul dışı davranışları yakından izlenmeli, olumsuz davranışları gözlenen öğrencinin davranış bozuklukları giderilmeye çalışılmalı, rehber öğretmen ve okul idarelerince gerekli tedbirler alınmalıdır.
10. Söz konusu tedbirlerle istenen amaçlara ulaşabilmesi için, okullarımızda periyodik veli toplantıları yapılarak, öğrenci velileri ile ilgili problemin giderilmesi için gerekli çözümler üretilmelidir.
11. Öğrencilerin boş zamanlarını sosyal kültürel ve sportif etkinliklerle yararlı ve olumlu bir biçimde değerlendirmeleri için tüm imkanlar geliştirilmelidir.
Ayrıca öğrencilerin boş zamanlarında okul ve ailesi dışında muhtemelen bulunabilecekleri yerlerin, ilgili görevlilerce sık sık denetlenmesi, öğrencilerin devamsızlığını engellemek amacı için alınacak tedbir olarak kabul edilebilir.
Tedbir almak, problemi çözmekten daha kolay olacağı için, devamsızlığı önleyici tedbirler önceden alınmalıdır. Devamsızlık sebeplerinin hepsi bir rehberlik konusudur. Bu nedenle okul idaresi, öğretmenler ve aile sıkı bir işbirliği içinde olmalı, devamsızlık eğilimi gösteren öğrencilere zamanında ve yeterli rehberlik yapılmalıdır. Devamsızlık eğilimi gösteren öğrenciler tespit edilip; öğrenciyi tanıma hizmetlerinin tamamı bir program dahilinde okul personeli ile koordineli bir şekilde yürütülmelidir.
*-Öğretmenin uygulayacağı uygun ve etkin bir eğitim programı, devam isteğine katkıda bulunacaktır.
*-Öğretmen, kişiliği ile dersi sevdiren bir model olmalıdır.
*-Devamsız öğrencilerle kişisel görüşmeler yapılarak; devamsızlık nedenleri öğrenci ile birlikte tespit edilmeli, gerekli çalışma öğrenciyi tanıma aşamasından sonra yapılmalıdır.
*-Devamsız öğrenciler için gerektiğinde cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
* Okul idaresi okulun fiziki ve sosyal konumunu öğrencilerin okulda bulunduğu zamanlarda öğrenme, dinlenme, eğlenme gibi ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde düzenlemelidir.
* Ortaya çıkan problemler ertelenmeden gerekli tedbirler alınmalıdır.
Derse geç gelme alışkanlıkları şu yollarla düzeltilebilir;
Derse başlamadan evvel yapılan giriş konuşmasını normal üstü çekici hale getirmekle,
Geç kalanları;
*Ders veya demostrasyondan mahrum etmekle,
*Normal çalışma zamanının dışında da bir müddet çalıştırmakla,
*Normal işler dışında bazı işler yaptırmakla,
*Ebeveynlerle işbirliği yapmakla,
*Evvelce verilmiş bazı imtiyazları geri almakla,
*Ceza olarak bazı görevler vermekle
sağlayabilir.
ÖĞRETMEN-VELİ İLİŞKİLERİ
1. Her öğrencinin, ailesi için büyük önem taşıdığını unutmayın.
2. Öğrenci velisi ile görüşürken ‘ ÇOCUĞUN’ değil ‘ ÇOCUĞUMUZ’ diye söze başlayın.
3. Öğrencinin ailesi hakkında, gerekli bilgi sahibi olacak çalışmalar ve rehberlik servisi ile işbirliği yapın.
4. Öğrencilerinizin velilerine, öğrencinin olumlu yönlerinden de bahsederek moral bulmalarını sağlayın. Öğrencinin hatalarından sert bir dille bahsederek veliyi utandırmayın.
5. Veliyi, öğrenciye karşı tahrik edecek tutum ve davranıştan kaçının. Size mahcup olan veli, intikamını öğrenciden almaya kalkabilir.
6. Velilere, okul dışı ilişkilerde ölçülü ve saygılı olun. Başarısız öğrenci velileri ile ilişkilerinizde daha dikkatli olun.
7. Velilere karşı nazik, kibar, ancak kararlı olun.
8. Veliye “Başarmaya çalışmada ancak yardımcı olacağınızı ima edin. Başarısız da olsa “GEÇER NOT” vereceğiniz izlenimi bırakmayın.
Disiplinsizliklerden şikayetinizde aceleci olmayın; kararınızı sağlıklı verin. Daha sonra veli baskısı nedeniyle geri almayın; ancak özürleri kabul etmesini ve affetmesini bilin. KİNDAR olmayın.
ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİLERİ
Öğretmenler, öğrencilere davranış değişikliği kazandırabilmek, onları eğitebilmek için, öğrencilerle sevgiye, saygıya, hoşgörüye dayalı çok iyi bir diyalog kurmalıdır.
Bu diyalogun kurulabilmesi; öğretmenlerimizin, gençlerimizi sabırla dinleme ve anlamalarından geçer. Çünkü ergenlik çağındaki gençlerin problemleri çok farklıdır. Öğretmenler, gençlere güven vererek, onların kendilerine açılmalarını sağlamalıdır. Gerektiğinde okul idaresi ve ailesi ile birlikte hareket ederek problemlerine çözüm bulmalıdır. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız, öğrencilere yaklaşmadığımız zaman onlara iyi bir rehberlik yapamayız.
Bu itibarla öğretmen ve öğrenci ilişkilerinde aşağıdaki kurallara uymak faydalı olacaktır;
1. Öğrencilerin çocuk değil, şahsiyet olduklarını unutmayın.
2. Öğrencilerinizin sorularını cevaplayın. Özgürce soru sormasına izin verin.
3. Öğrencilerinizin özel hayatınızla ilgili sorularını cevaplamayın, bilmeleri gerektiği kadarını söyleyin.
4. Soğuk kanlı olun, çabuk sinirlenmeyin.
5. Öğrencilerinizle ilişkilerinizde ölçülü ve mesafeli olun. Fazla senli benli olmayın.
6. Not veya sınıfta bırakmakla tehdit etmeyin.
7. Prensip sahibi ve verdiği sözde duran kişi olun.
8. Değerlendirme işlemini öğrencilerinizle birlikte yapın. Hataları isim belirtmeden dile getirin.
9. Disiplinsizliklerde şikayette aceleci olmayın. Öğrencilerin hatasını anlayıp özür dilemesine fırsat tanıyın, sonrada olayı unutun.
OKULA DEVAM-DEVAMSIZLIK VE ÖĞRENCİ DAVRANIŞLARI
Sevgili Veliler,
Öncelikle havanın kapalı olduğu bu sonbahar pazarı okula teşrif edip toplantıya katılmış olmanız dolayısıyla hepinizi selamlıyor ve teşekkür ediyorum.
Öğrenciye, öğrencilik sıfatı kazandıran herhangi bir okula kayıtlı bulunmasıdır. Bir öğrenci kayıtlı bulunduğu okula devam etmemesi durumunda, yürürlükte olan yönetmeliğe göre devamsızlıktan sınıfta kalır. Bu da gösteriyor ki öğrencinin okula kayıtlı bulunması değil, kayıtlı bulunduğu okula devam etmesi esastır.
Öğrencinin okula devamı, her yönden gelişimini olumlu yönde etkileyen bir unsurdur. Bu durumun kendisine neler kazandıracağı, aksine hareket ettiğinde ise kayıplarının neler olacağı çeşitli ortamlarda açıklanmalı ve öğrencinin gençlik psikolojisi içerisinde bu hususta bilinçlenmesine önem verilmelidir. Ayrıca ilgili yönetmelik gereğince öğrencilere tanınan devamsızlık süresinin kazanılmış hak olmadığı ancak zorunlu sebepler karşısında bu imkanlardan yararlanması gerektiği bilinci anne-baba tarafından çocuğa verilmelidir.
Devamsızlık Sebepleri Ve Sonuçları
Okullarda genel olarak devamsızlık sebepleri incelendiğinde;
* Okul ile ilgili sebepler,
* Aile ile ilgili sebepler,
* Çevre ile ilgili sebepler,
* Öğrencinin kendisi ile ilgili sebepler .... olduğu tespit edilmektedir.
Sayın Veliler,her öğrenci aynı derecede okula ve okumaya ilgi duymayabilir. Yeterince ilgi duymayan öğrenciler çabuk yılgınlığa düşerek kendi kafalarında mazeretler üretmektedirler. Böyle öğrencilere okulun uzaklığı, görüntüsü, sosyal tesisleri, öğretmenlerin ve idarecilerin tavırları, toplum kuralları başlı başına birer mazeret oluşturabilir.... Ailenin ekonomik ve kültürel durumu, okul aile diyalogunun sağlam temellere dayanmaması devamsızlık sebeplerini oluşturan etkenlerin başında yer almaktadır.
AYRICA aile içindeki olumsuzluklar öğrencileri başarısızlığa sevk edebilir. Bu durum öğrencinin pek çok etkinliğine yansıyabilir. Dış çevreden gelen olumsuz etkilerin okula devam arzusunu engellemesi söz konusu olabilir.
******* Limiti aşmayan devamsızlıklar her ne kadar masum bir davranış gibi görünse de, ileriye yönelik düşününce alışkanlık boyutunda olumsuz bir davranış gelişmektedir. Bu tür davranışlar sınıftaki ahengi bozduğu gibi kontrolsüz kalan öğrenci okul dışında yanlış yerlere ve yollara yönelebilmektedir.
****** Okuldaki başarı devamsızlığa paralel olarak düşmekte, hem aile, hem de okul tarafından harcanan zaman, emek ve kaynak yeterli sonuç vermemektedir.
******* Ayrıca öğrenci üzerinde ileriye yönelik olarak, kuralları hafife alma, kendine güvensizlik, yalan söyleme, sözünde durmama gibi kişilik bozukluklarına da yol açmaktadır.
Sayın Anne-Babalar müsadenizle biraz da Okul-Veli İşbirliği üzerine değinmek istiyorum.Anne-baba çocuğun kişiliğinin oluşmasında temel olan özdeşleşme modelleridir. Çocukların davranışları büyük ölçüde anne-babalar ile olan etkileşimlerine bağlıdır. Dolayısı ile anne-babaların insanlar arası etkileşim konusunda beceri sahibi olması gerekir. Buradan hareketle öğrencinin eğitilmesi konusu ele alınır alınmaz karşımıza aynı zamanda anne-baba eğitimi konusu da çıkmaktadır. Çünkü; öğrencilerin davranışlarının değişmesinde ve olgunluk kazanmasında aile eğitimi, okulda verilen eğitimden daha önemli yer tutmaktadır.
Ailelerde geleneksel hale gelmiş okulla iletişim konusu ele alındığında; aileler okula çoğunlukla; çocuklarıyla ilgili şikayet, parasal yardım istenmesi, öğrencinin notunun bildirilmesi, uyarı vb. nedenlerle çağrıldıklarını düşünmektedirler. Bunların sonucunda ailelerde beliren duygular, genellikle çekinme, korku, boşvermişlik ve öfke olmaktadır. Bu olumsuzlukları gidermek, anne ve babaların çocuklarının eğitiminde etkin rol almalarını sağlamak amacıyla belli aralıklarla toplantılar düzenlemek, hatta birlikte katılmalarını n yararlı olacağı kanısındayım.
****** Çocuklarımızı kendine ve çevresine saygılı ,sınırları bilen ,yaratıcı,aktif, etkin, girişken, yaratıcı ilişkiler kurabilen, kendine karşı fikirlere saygı duyan, kendi inandıklarını sonuna kadar savunabilen ,atılgan, fikirlerini serbestçe söyleyebilen ve kendine ait fikirleri doğrultusunda hareket eden,kişilik ve davranışları açısından dengeli , sorumluluk duyguları gelişmiş, kurallara ve otoriteye karşı körü körüne bağlı olmayan, hoşgörülü ,açık fikirli , anlaşılır, toplumsal ve uyumlu bir birey olarak YETİŞTİRMEK olmalıdır...Bunu başarabilmek; yaşadığımız yeri demokratik ve güven verici bir ortama dönüştürmekle mümkün olacaktır.
Sayın Anne-Babablar, çocuğunuzun kendi kendine yetebilen , olumlu bir kişilik sahibi olmasını istiyorsanız, onun olumlu davranışlarını onaylayıp destekleyin . Onu teşvik edin, olumsuz davranışlardan vazgeçirmek için bu davranışların fazla üzerinde durmayın. Olumlu davranışları pekiştirin; çocuklar, ısrarla üzerinde durulan davranışları tekrarlama eğilimindedirler. Birtakım davranışları yasaklamak yerine diğer davranışları desteklemeyi tercih edin. "Okula gidince öğretmen onu hizaya sokar, öğretmen onun hakkından gelir." demeyin. Çünkü eğitim başka değişle davranış alışkanlıkları okuldan önce evde başlar. Okulda geçirilen zaman süresi çok sınırlıdır. Ayrıca öğretmenin uğraşması gereken tek öğrenci sizin çocuğunuz değildir. Hayat okulunun ilk sınıfı aile eğitimiyle başlar. Okulda verilen eğitimle , ailede verilen eğitim birbiriyle tutarlı ve dengeli olmalıdır. Çelişkiler olursa çocuk seçim yapmak zorunda kalır. Okul mu, ev mi? Bu çelişkiyi çocuğa yaşatmamak için okul ve aile birbirine paralel bir eğitim vermelidir. Bazen okulda öğretmenler 40 dakikalık dersin en azından tüm ders boyunca 20 dakikasını disiplin sorunlarına yani sınıf yönetimine ayırmaktadır.....Bu durum tek ders alındığında bir anlam ifade etmeyebilir ama öğrencilerin tüm öğrenim yılları göz önüne alındığında, kaybın büyüklüğü ortaya çıkmaktadır... Davranış bozuklukları ortaya çıkmadan ortadan kaldırılması üzerinde durulmalıdır.
Sayın Anne-Babalar
Öğrencilerden Beklenen Davranışları kısaca şöyle özetlemek istiyorum ;
1- Okula ve derslere düzenli devam etmeleri ve başarılı olmaları,
2- Öğretmenlerine, okul yöneticilerine, görevlilere, arkadaşlarına ve çevresindeki kişilere karşı saygılı ve hoşgörülü davranmaları,
3- Doğru sözlü, dürüst olmaları, yalan söylememeleri,
İyi ve kibar tavırlı olmaları, kaba söz ve davranışlardan kaçınmaları,
4- Okulda yapılacak sosyal ve kültürel etkinliklere katılmaları,
5- Kitapları sevmeleri, korumaları, okuma alışkanlığı kazanmaları,
6- Çevrenin doğal ve tarihi güzelliklerini korumaları ve onları geliştirmek için katkıda bulunmaları,
7- İyi işler başarmak için çok çalışmaya ve zamana muhtaç olduklarını unutmamaları, geçen zamanın geri gelmeyeceğinin bilincinde olmaları,
8- Millet malını, okulunu ve eşyasını kendi öz malı gibi korumaları,
9- Fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlerini millet, yurt ve insanlık için yararlı bir şekilde kullanmaları,
10- Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalmaları bunun aksi davranışlarda bulunmamaları beklenir.
Sayın Anne-Babalar, çocuğunuzun çeşitli davranışlarını sınırlandırabilirsiniz. Ama asla çocuğunuzun duygularını ve hayallerini sınırlandıramazsınız. Onun duygularını önlemeye çalışmayın; aksine onun duygularını düşüncelerini dile getirmesini sağlayın.Onunla her fırsatta konuşun.
Çocuklarınızın davranışlarını kontrol altında tutabilmek için , akla ve mantığa uygun sınırları ve kuralları birlikte koyun. Koyduğunuz kurallar uygulanabilir olmalıdır. Kuralları hemen uygulamaya geçin. Unutmayın ki tüm çocuklar için reçete gibi kurallar yoktur. Çocuğunuzun yapısına ve yaşadığınız ortama uygun kuralları kendi tecrübelerinizle sizler bulmalısınız.
Çocuğunuzu ne kadar fazla uyaranlarla , karşı karşıya bırakırsanız, çocuğunuzun zihinsel, bedensel, sosyal gelişimi o kadar çabuk ve iyi olur.. Çocuğunuza zaman ayırın. Ayırdığınız zamanın,çokluğu ya da azlığı çok önemli değil, önemli olan o zamanın niteliğidir. Bire bir zaman ayırmak yerine mutfakta yemek yaparken onunla konuşmak "Bugün okulda ne yaptınız. Sınavın nasıl geçti" gibi. Alışverişe birlikte çıkabilmek, akşam yürüyüşleri yapabilmek... Sınırlı zamanı etkin ve en iyi şekilde kullanabilmek önemlidir..
Sonuç olarak unutmayalım ki çocuğumuz; yakın çevresinde gördüğü ve etkisi altında kaldığı olaylar ve kişileri taklit ederek büyüyor ve kişilik geliştiriyor...Yani iyi ve kötü özellikleri ile bizlerin ayna üzerindeki yansımasıdır..! Gelecekte onunla övünmek ya da üzülmek sizin elinizde..!Beni sabırla dinlediğiniz ve gereken duyarlılığı göstererek bu toplantıya katılmış olduğunuzdan dolayı hepinize teşekkür ediyor,saygılar sunuyorum .
b.bahriöztürk
|